Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde son günlerde yaşanan gelişmeler, temel hak ve özgürlükler açısından ciddi bir kaygı kaynağı olmuştur.

Bir öğrencinin başörtüsüyle eğitim alma hakkını savunan din görevlisi İbrahim Damar’ın görevden uzaklaştırılması ve hakkında soruşturma başlatılması, düşünce ve inanç özgürlüğüne yönelik açık bir ihlal niteliğindedir.

İlgili din görevlisinin, dini değerleri ve anayasal güvence altındaki inanç özgürlüklerini savunması suç değil; hem insan hakları sözleşmeleri hem de demokratik hukuk devleti ilkeleri doğrultusunda meşru bir duruştur. Bu bağlamda cezai yaptırımlarla sindirilmeye çalışılması, hukuki değil siyasi bir müdahale izlenimi vermektedir.

Daha da vahimi, KKTC Başbakanı’nın bu süreci bir “başarı” gibi sunması ve kamuoyuna aleni bir şekilde ceza uygulanacağını duyurması, hukukun üstünlüğü ilkesine zarar veren, toplumsal huzuru ve kamu vicdanını derinden yaralayan bir açıklamadır.

Uzman Diyanet-Sen Genel Merkezi olarak, inanç ve düşünce özgürlüğüne yönelik her türlü baskının karşısında olduğumuzu ve meslektaşımızın yanında yer aldığımızı kamuoyuna duyuruyoruz.

Din görevlileri, toplumun manevi rehberleri olarak görev yaparken, aynı zamanda evrensel insan haklarını savunmakla da yükümlüdürler.

Başörtüsü gibi dini simgelerin kamu alanında serbestçe kullanılabilmesi, bireyin inanç özgürlüğünün doğal bir yansımasıdır.

Bu özgürlüklerin korunması, sadece hukuk düzeninin değil, aynı zamanda toplumsal barışın ve demokratik yaşamın da temelidir.

KKTC yetkililerini, anayasal haklara saygıya, hukuk devleti sorumluluğuna ve toplumsal adalet ilkesine uygun davranmaya davet ediyoruz.

Uzman Diyanet-Sen Genel Merkezi